9 Eylül 2017 Cumartesi

KILICINI SALLA YELDEĞİRMENİNE

Bil ama bildiğini fark ettirme Gör ama gördüğünü anlamasınlar Kocaman bir zihnin içinde minicik kal Onlara hizmet ettiğini sandıklarında bile Tek efendin insanlığın olsun Umudun belki bir şeyleri değiştirebilirsin derken Kocaman bir oyunun içinde olduğunu hep bil Gücünü her topladığında giy kostümünü Her dağıldığında saklan tüneline Bir yandan kabullen gerçek dediklerini Bir yandan kılıcını salla yel değirmenine.

Devamını oku...

DENİZ

Deniz nedir bilir misin Neden bu kadar çok sevilir Neden bunca özlenir Sesi, kokusu, onu seyretmesi Hatta onun olmadığı yerde yaşayamam dedirtmesi Deniz özgürlük hissinin yaşam bulmuş halidir Bir bedene sıkışmış bir ruh parçasının bütüne olan özlemidir Bir dalgasının bir köpüğünde gördüğün Anlatılamazki yaşanır hikayesidir Deniz yaşayamamışlıklarının Eksik parçalarının resmidir aslında Bu yüzdendir yanında olsan bile özlemelerin Olmak istediğin ama olamadığındır deniz Saatlerce seyretsen de Derin nefeslerle kokusunu çeksen de Kulaçlarınla onu sarıp sarmalasan da Yanında olmana rağmen o olamamak Huzurlu bir hüzündür ruhunda deniz.
Devamını oku...

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Abra Kadabra

Suratını hemen asma ama. O kadar da zor değil aslında. Belki biraz esrarengiz, belki biraz zıtlıklar içinde. Tüm karışıklığın içine saklanan garip bir sadelikte. Tüm ağırlığı yaratan düşüncelerin. Ama sen düşüncelerin değilsin. Düşüncelerinin üzerine çıkıp az uzaklaştın mı, kendinle başa başa kalmayı başarabiliyorsun. Nefesinle, bedeninle, gördüğün duyduğun tüm güzelliklerin hissettirdikleriyle. Beklentilerin yabancılaşıyor, üzüntülerin bir değeri kalmıyor. Sonra dinçleşiyor insan, sıra krizi fırsata çevirmeye geliyor. Düşüncelerin karamsar duygulardan sıyrılınca zihnin parlıyor yeniden. Güçleniyorsun, heybetleniyorsun, daha kara oluyor gözlerin. Ne şansı suçluyorsun ne de kaderi. Ben seçtim, ben yanıldım, hatalıydım diyorsun. İşte o mucize kelime bir abra kadabra etkisi oluyor yaşamına. Sonra topluyorsun üstünü başını, tazeliyorsun makyajını, yeniden hazırlıyorsun bavullarını. Yeni yollara, yeni mekanlara, yeni insanlara şimdi diyorsun, topluyorsun eteklerini yeniden koşuyorsun. Çünkü biliyorsun o bir yumruk büyüklüğündeki kalbinin dünyalara sığmayan bir amacı ve ruhunun o koca amaca sevdalanan inancı var. 
Devamını oku...

9 Temmuz 2017 Pazar

Söz Veriyorum Anne

Bugün sana geceliğini giydirirken vicdanımı yıkadım anne. Gözlerindeki kayıp ışıltıyı yakaladığım an anladım sorumluluklara arkamı dönmemem gerektiğini. Geriye kalan ne varsa ömrümüzden, o hiç büyümeyen kızın yanında olacak. Bir yıl oldu beynin sana ihanet edeli, bir pıhtıyı bahane edip seni senden edeli. Aslında bir yıl oldu seni kaybedeli. İnsan kendine hiç benzemeyenleri gördükçe fark ediyor farklılıklarını. O zaman anlıyor aslında sahip olduklarını. Ve gerçeği sorarsan anne, okuduğum kitaplar, gittiğim okullar değilmiş bana en önemli değerlerimi kazandıran. Daha küçücükken insan olmak için yapmam gerekenleri içselleştirmemi sağlayan öğütlerinmiş. Ve o öğütleri benim kılan sende gördüklerimmiş. Mesela, daha dün gibi aklımda; aman kızım ne yaparsan yap önce senden duyayım, başkasından değil. Yani herkes hata yapabilir, bunu anladığında bana söyle ki birlikte bir çözüm yolu bulabilelim. Bu cümlen bana yalan söylememeyi, hata yapabileceğimi, korkmadan sana gelirsem arkamda olduğunu öğretti. Kendimi olduğum gibi kabul etmeyi, hatalarımdan erken dönmeyi. Senin davranışlarından öğrendiğim bir diğer şeyse insan sevmekti. Yeni de tanısam güvenle yaklaşmak. Herkesle sohbet etmek, dinlemek. Bu pek çok kez beni hayal kırıklığına uğratsa da yapmaktan hiç vazgeçmedim anne. Sende gördüğüm en güzel şey hayatın sırtına yüklediği onca yüke rağmen çabalamaya devam etmendi. Gün doğmadan neler doğar kızım, üzülme cümlenle nice karanlık tünellerin sonuna geldim. Seninle hayata tutunmanın en güzel yolunun, duvarları aşan kahkahaların olduğunu öğrendim. Kimseye muhtaç olmamak için çok çalışmam gerektiğini, Allah'tan başka hiçkimseden korkmamam gerektiğini, verdiğim sözü ne pahasına olursa olsun tutmam gerektiğini öğrendim. Tanrı herkese her şeyi kısmet etmez, tüm bunları öğretebileceğim bir çocuğum olmadı anne. Ama bildiğim tüm insanca değerleri öğretebileceğim yüzlerce öğrencim oldu. Ve hayatı biraz olsun kolaylaştırarak, insan olma yolunda taşıyacakları ağır valizlere destek olmamı sağlayacak bir mesleğim. Ben hayata geliş amacımı biliyorum anne ve bana öğrettiklerini ihtiyacı olanlara da vereceğime dair sana söz veriyorum...
Devamını oku...

7 Temmuz 2017 Cuma

Dostlar Okusun Diğerlerine Tavsiye Etmem

Yo yo yo, biraz fazla gezmek, gereksiz kıyafetler almak, birkaç tane ayakkabı için ruhumu kirletemem canım. Kötülükten zevk almak hiç bana göre değil. Bu tarz hastalıklarım olmadı çok şükür. 
Bak dost, benim değerlerim var, birçoğu için değerin anlamı bile yok biliyorum. Ben o birçoğundan biri olmadığımı da biliyor, kendimle gurur duyuyorum. O değerlerin başında adalet geliyor. Şimdi bana diyeceksin adil olmayan hayatın kendisi, ne adaleti aradığın? Gerçek bu değil, adalet var, hep oldu, sadece gerçekleşmesi için gereken zaman aralığı çoktu. Yeter ki sen tepkini koy, yeter ki sen dur artık de. Gözlerini yumup sırtını döneceğine adaletsizliği ele ver kendi yöntemlerinle. 
Şu dünyadan geçip gittiğinin farkına varmayan zavallılar gibi aciz olma, insan ol yeter ki. 
Üç beş kuruş işin çevresinde ne kadar insan varsa kaybeden, insanları menfaatleri için kullanıp istediği yerlere gelip bunu başarı zanneden, ego tatmin edip kendisine yapılan her türlü hakareti kabullenen, hiçbir değeri olmadığı için çevresindeki herkesi değersiz görenlerden uzak dur.
En önemlisi senden böyle olmanı bekleyenleri yasak et kendine. 

Yo yo yo dost çirkin oyunlar keyif vermez bana. Ben değer vermekten, sevmekten, adaletten, öğrenmekten, öğretmekten, paylaşmaktan, güvenmekten, gülümsemekten besleniyorum. Hep böyleydi, böyle olacak. Ve hiçbir ........ beni bozamayacak.
Devamını oku...

5 Temmuz 2017 Çarşamba

GÜVEN




Çok sevilerek büyümenin insanlar üzerinde bazı zararlara yol açtığını biliyor muydunuz? Nasıl yani demeyin, şaşırtıcı gelmesin size. Evet, çok sevilmek, ister istemez çok sevmeyi bilmeye, çok sevmekse insanlara güvenmeye neden olur çünkü. Hem de ayırım yapmadan, arkanızı rahatlıkla dönersiniz. O aslında birkaç aydır tanıdığınız insanlara, hatta hiç yüzünü görmediğiniz insanlara bile güven duyarsınız. Çünkü çocukluğunda çok sevilen insanlar için güvenmek ön koşuldur, böylesi ikiyüzlü yaradılışların varlığı içinde, karşımdaki kim demeden, güvenirsiniz.
Buraya kadar mesele yok, bu bir tercih, güvenmeyi tercih ettiğiniz bu insanlar o süslü bıçaklarını batırdı mı teninize, senelerle birlikte, alışmışlık daha az acıtır canınızı. Üstelik onlara değildir kızgınlığınız, bilirsiniz. Kızgınlığınız kendinizedir. Sahte bir mutluluk için tercih ettiğiniz şeydir güvenmek. Ve tüm sahte duygular gibi, kayboluşu acıdır.

Dedim ya tercihler, güvenmek benim tercihim, sevmek benim tercihim, neyse bedeli ödeyeceğiz elbet. Ama şuna da eminim, yüce adaletin kılıcı keskindir. Kalpleriniz temiz ve yumuşak olduğu sürece, o kılıç sizi bıçaklayanların üzerinedir. Şimdi yapabilenler için söylüyorum, sevmeye devam, güvenmeye devam, diğerleri içinse seyretmeye devam…
Devamını oku...